kahvecilerin pîri.
şâzeliyye yolunun kurucusu, 12.-13. yüzyıllarda yaşamış bir uludur. ismi daha geniş şekliyle ebû'l-hasan aliyyü'l-şâzelî'dir, hasan el-şâzelî şeklinde gönüllere kazınmıştır. kahvecilerin pîri olarak kabul edilir. 3. nesil kahve akımı ile çoğu kişinin radarına giren 'kahvenin tarihi' mesellerinde anlatılan şu meşhur afrikalı çoban hikâyesindeki çoban, bir şâzelî dervişidir. (ek bilgi: bu çobanın veysel kârânî hazretleri olduğunu anlatan menkıbeler de vardır.) batı kaynaklarında anlatılmayan yahut bendenizin göremediği diğer bir 'kahvenin ortaya çıkışı' menkıbesi ise şöyledir:
"bir şâzelî dervişi aslanlardan kaçarak bir ağaca tırmanır, aslanlar da ağacın altında dervişin inmesini beklemeye başlarlar. derviş, beklerken ağacın meyvelerini yemeye başlar ve uykusu kaçar. aslanların aşağıda içleri geçip de uyudukları anda ağaçtan inip usulca aralarından geçer ve kurtulur."
bu tip meseller ve menkıbelerin tarih bilimi perspektifinden bir gerçeklikleri olup olmadığı akademik düzeyde tartışılabilir tabii. lâkin tartışılmayacak târihî gerçekler de vardır.
misâlen osmanlı dönemindeki bazı kahvecilerin duvarlarında "meded yâ hazreti pîr hasan el-şâzelî" yahut "her sabah besmeleyle açılır dükkânımız, hazreti şâzelî'dir pîrimiz üstâdımız" yazıyor oluşu, sonra meselâ şâzelî dergâhlarında ve bunu tâkiben kadîm istanbul usûlü ile erkân oturtan neredeyse tüm dergâhlarda, bir dervişin 'kahve nâkibi' olarak vazifelendirilmesi, gece ibadetinde uykuyu kaçırdığı için sûfiyye eliyle kahvenin yayılması, coğrafyamızdaki gelişkin kahve kültürü vb. örnekler târihî gerçeklikler olmaları yanısıra günümüzde de varlığını sürdüren geleneğimizin parçalarıdır.
kendi geleneğimizi öğrendiğimizde, 3. nesil kahvecilik akımı ile ülkemize tekrardan giriş yapan 'nitelikli kahve kültürü'nü kolaylıkla, 'kahve evine döndü." şeklinde algılayabiliriz. ki zaten olan budur.
şâzeliyye yolunun kurucusu, 12.-13. yüzyıllarda yaşamış bir uludur. ismi daha geniş şekliyle ebû'l-hasan aliyyü'l-şâzelî'dir, hasan el-şâzelî şeklinde gönüllere kazınmıştır. kahvecilerin pîri olarak kabul edilir. 3. nesil kahve akımı ile çoğu kişinin radarına giren 'kahvenin tarihi' mesellerinde anlatılan şu meşhur afrikalı çoban hikâyesindeki çoban, bir şâzelî dervişidir. (ek bilgi: bu çobanın veysel kârânî hazretleri olduğunu anlatan menkıbeler de vardır.) batı kaynaklarında anlatılmayan yahut bendenizin göremediği diğer bir 'kahvenin ortaya çıkışı' menkıbesi ise şöyledir:
"bir şâzelî dervişi aslanlardan kaçarak bir ağaca tırmanır, aslanlar da ağacın altında dervişin inmesini beklemeye başlarlar. derviş, beklerken ağacın meyvelerini yemeye başlar ve uykusu kaçar. aslanların aşağıda içleri geçip de uyudukları anda ağaçtan inip usulca aralarından geçer ve kurtulur."
bu tip meseller ve menkıbelerin tarih bilimi perspektifinden bir gerçeklikleri olup olmadığı akademik düzeyde tartışılabilir tabii. lâkin tartışılmayacak târihî gerçekler de vardır.
misâlen osmanlı dönemindeki bazı kahvecilerin duvarlarında "meded yâ hazreti pîr hasan el-şâzelî" yahut "her sabah besmeleyle açılır dükkânımız, hazreti şâzelî'dir pîrimiz üstâdımız" yazıyor oluşu, sonra meselâ şâzelî dergâhlarında ve bunu tâkiben kadîm istanbul usûlü ile erkân oturtan neredeyse tüm dergâhlarda, bir dervişin 'kahve nâkibi' olarak vazifelendirilmesi, gece ibadetinde uykuyu kaçırdığı için sûfiyye eliyle kahvenin yayılması, coğrafyamızdaki gelişkin kahve kültürü vb. örnekler târihî gerçeklikler olmaları yanısıra günümüzde de varlığını sürdüren geleneğimizin parçalarıdır.
kendi geleneğimizi öğrendiğimizde, 3. nesil kahvecilik akımı ile ülkemize tekrardan giriş yapan 'nitelikli kahve kültürü'nü kolaylıkla, 'kahve evine döndü." şeklinde algılayabiliriz. ki zaten olan budur.